Alternative content

Get Adobe Flash player

MUSTAFA BALCI


ÜRETMEDEN TÜKETMEK VE TASARRUF..

Tasarruf etmek son senelerde unuttuğumuz bir kelime.. Tutumlu olmak deyince ilkokul yıllarımız gelir aklımıza.. Günlerce hazırlık yapardık yerli malı haftasını kutlamak için. Meyveler getirirdik, Sümer Bank’ın ürettiği basma parçalarını duvar panosuna asardık. Ürettiğimiz her maldan gurur duymamız bizlere telkin edildi. Şimdi bu yazıyı okuyan genç arkadaşlar Sümer bank ne diye sorabilirler. Bir bir elden uçup giden Kamu İktisadi Devlet teşekküllerinden sadece birisi. Yokluk yıllarında çıplak Anadolu insanını yıllarca sardı sarmaladı. 

1980 Yıllarında ülkemiz dışa açıldı, dışarıda ne varsa bizde de olacak mantığı devreye girdi. Bu malların üretimin düşünmedik parayla satın alma yoluna gittik. Sözüm ona gümrük duvarlarını yıktık, ne bulduysak getirdik ve çılgınca tüketmeye başladık. İsviçre kadar üretmiyor, ama onlar kadar tüketiyoruz. Sizin ürettiğinizden daha ucuza veririz diyen Avrupalı dostlarımız öyle de yapıyorlar. Hangi parayla alıyoruz; borç.. Onu da veriyorlar kat kat faiziyle geri almak kaydıyla. Tütünümüzle özdeşleşmiş tekelimiz gitti. Bir zamanlar gıdada kendi kendine yetebilen 7 ülkeden birisiydik, o da tarih oldu. Şeker yok, pirinç yok, buğday yok, ayakkabıcılık öldü, tekstil can çekiliyor, gemiler Çin’den dolu dolu geliyor, Anadolu’da her geçen gün hayvan sayısı hızla azalıyor, dün gidip canlarını kurtardığımız Güney Kore’nin elektronik firmalarının malları vitrinlerimizi süslüyor, dünya markalar liginde boy gösterecek hiç bir markamız yok, her şeyimiz montaj, her şeyimiz taklit. Avrupalı dostlarımız tüccar, biz ise iyi bir pazar olduk.

Bu ülkenin dış borcu 27 yıl önce 10 milyar dolardan az idi ve de ürettiğimiz kendi öz değerlerimiz daha fazlaydı. Herşeyin en iyisini en güzelini ürettik diyenler dış borcumuzun 400 milyar dolara çıktığını bu millete izah etmek zorundadırlar. Bizler tükettiğimiz malların üretimini yapmadığımız için kullanırken de aşırı savurganlık yapıyoruz. Başkalarının borç paralarını kolayca harcıyoruz.

Acı ama bir gerçek var ki, bu kadar hovardaca tüketen tükettiğinin çok azını kendisi üreten bir toplum hangi sanayi mamulünü hangi, markayı dışarıya satacakta dış borcunu ödeyebilecek. Bu hayat tarzı ve pütürsüzce harcama bizi nereye getirecek.


Yorum Ekle
Yazıcıya Yolla
Arkadaşına Gönder
Word Olarak Kaydet
03.05.2008


  ilkay kaya30.11.2009 16:24:38 
 Malesef üretimin tatlı bir dayattırmayla durduruldugu dönemleri yaşıyoruz:kotalı üretimi ögrendik;kendi topraklarımızın parsel parsel satıldıgı yabancı sermayeler altında ülkem insanlarının işçi konumunda çalıştıgı fabrikaların bir bir kapanıp hiç nedenlerle kilt vurulup çinin sermayesini güçlendirdiğimiz günler şairin dediği gibi''şarap yapmak için üzüm gibi ezilmek'' üzüm gibi ezilmeyede sessizce razı geldik fakat ne acıdır şarabımızı yapacak üzümlerden bizim bagımızın olmayacak,ne acı tablodur bu ülkem adına kanayan bir yaraya kendi ifadelerinizle yaptıgınız yorum için teşekkürler kaleminize sağlık mustafa bey, 
  Safet Yumerova19.03.2009 14:14:19 
  yüreğine kalemine sağlık... 
  Abdullah Yormaz19.05.2008 23:23:53 
 Sevgili enişteciğim senin bu devlet meselelerine olan eğilimini, eleştirilerini çok kıymetli devlet büyüklerimiz de özeleştiri yaparak ele alsalar acaba bu ardısıra sıraladığın karamsar tabloyu görme fırsatımız olurmuydu? Seninde değindiğin gibi bu avrupalı dostlarımız ne kadimdosttur ki bizi hakkatten çok fazla düşünüyorlar! öyle ki; siz üretmeyin biz nasılsa yapıyoruz size veririz demektende kendilerini alamıyolar. Ne zaman ki hazıryiyicilikten arınıp kendi emeğimizle bir yerlere gelme gayreti içine gireriz işte o zaman bu karamsar tablodan uzaklaşmaya başlarız. Eline sağlık abicim yazılarını dörtgözle bekliyorum kal sağlıcakla...  
  asiye özdemirhan09.05.2008 16:51:57 
 hocam bu yazdıklarınızı hep konuşuyoruz..peki ne yapmak lazım?. 


İletişim Tel : 0 226 814 49 32 - 813 27 62  Mail : kolleksiyondergisi@hotmail.com